|
Terör örgütlerinin alenen yaptıkları propaganda herkesin malumu. Bunu tespit edip yargılamak hiç sorun değil. Ama örgütle ilintili belirli zamanlarda yapılan ve insanların sinir uçları ile oynanan üstü kapalı propaganda ne olacak? Örneğin bir terör örgütünün kuruluş günü
olarak kabul edilen günde ya da örgütün ilk kan akıttığı zamanda yapılan ve
örgütün adının doğrudan söylenmediği kutlamalar ya da bir kaza sonucu
askerlerin şehit olması neticesinde yine doğrudan ilgili örgütle ilintili
herhangi bir vurgu yapmadan insanları tahrik etmek için yapılan sevinç gösterileri ne olacak? Bu yapılan
alçaklıklar yapanın yanına kâr mı kalacak? Eğer olur da yargılanmaya alınsa bile “canım
sıkıldı yaptım” demesi ile hiçbir sürecin yaşanmayacağını biliyor olmanın
verdiği rahatlıkla yapılan bu tahrikler için bir şey yapılamaz mı? Örgüt
propagandacılarının “Hem propagandamızı yaptık hem de doğrudan örgüt ile
ilintili şeyler kullanmadığınız için elinizi kolunuzu bağladık” alçaklığını
aşamaz mıyız? Elbette aşabiliriz. Madem örgütle alakalı bir
şey kullanmadılar ama yaptıkları şeyi neden yaptıklarını da sonuna kadar hissettirdiler.
Vermek istedikleri rahatsızlığı da verdiler. O zaman biz de hislere daha
doğrusu “genel kanıya” bakarız. Kimlerin kanısı bu? Örneğin hakimler heyetinin…
Bu konuda gelecek başvurular için özel bir
hakimler heyeti oluşturulur. Ve doğrudan alenen delil olmadığı ama hemen
herkesin neyin ne olduğunu bildiği konu ile ilgili heyetin genel kanısı dikkate
alınır. Heyetin salt çoğunluğu “Evet bu yapılan şey terör örgütü
propagandasıdır” derse, karar Cumhurbaşkanı (ya da Başbakan), Adalet Bakanı ve
İçişleri Bakanının bulunduğu 3’lü heyete gönderilir. Üçü de onaylarsa yapılan
şeyin terör örgütü propagandası olduğu kabul edilir. Akabinde ilgili
eylemle ilgili neden bu sonuca ulaşıldığına dair gerekçeli karar halka açıklanır ve
cezalandırma süreci başlar. Peki cezalandırma olarak ne yapılacak? Alenen propaganda suçunda ne yapılıyorsa
aynısı yapılacak. (Tamamen terör örgütlerinin kullandığı genel
jargona uygun olarak yazıyorum. Onun için terör örgütü sempatizanlarından tam
destek bekliyorum.) 1. Mülksüzleştirilecekler. Mülk hırsızlıktı, değil mi? Güzel. Mal varlıklarına el konularak
mülksüzleştirilecekler. Mülkten kurtuluyorsunuz. Süper değil mi? Daha bitmedi. 2. Öz benliklerine(?) geri dönecekler(?) (Ne
demekse) Öz benliğinize(?) geri dönmek(?) istiyordunuz
değil mi? Güzel. Vatandaşlıktan da çıkarılıyorsunuz. Sevinç çığlıklarınızı duyuyorum ama hepsi bu
kadar değil. 3. Dağa çıkarılacaklar. “Dağlara gel, dağlara” diye şarkılar
söylüyordunuz değil mi? Güzel. Dağlara doğru sınır dışı edileceksiniz.
Artık mağaralarda komünal, bölüşümcü bir hayat yaşayabileceksiniz. Tabii bölüşeceğiniz
şey ne olacak o da artık sizin probleminiz. Bitti. Şimdi rahatça sevinç çığlıklarınızı haykırabilirsiniz. Her şey sizin istediğiniz gibi oluyor. Sizler mülkten,
vatandaşlıktan ve şehir hayatından kurtuluyorsunuz. E şerefi ile namusu ile
yaşamak isteyen insanlar da sizden kurtuluyor. Not: Bu yazıyı muhtemelen “Terörle Mücadele
Yasası ve Yasal Hırsızlık” yazısının içine entegre edeceğim ama bir süre böyle
müstakil bir yazı olarak kalsın. |
31 Ağustos 2026 Pazartesi
Üstü Kapalı Terör Propagandasını Yargılamak
at 20:59 0 comments
Labels: Siyaset
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)