31 Ağustos 2026 Pazartesi

Üstü Kapalı Terör Propagandasını Yargılamak

Terör örgütlerinin alenen yaptıkları propaganda herkesin malumu. Bunu tespit edip yargılamak hiç sorun değil. Ama örgütle ilintili belirli zamanlarda yapılan ve insanların sinir uçları ile oynanan üstü kapalı propaganda ne olacak?

Örneğin bir terör örgütünün kuruluş günü olarak kabul edilen günde ya da örgütün ilk kan akıttığı zamanda yapılan ve örgütün adının doğrudan söylenmediği kutlamalar ya da bir kaza sonucu askerlerin şehit olması neticesinde yine doğrudan ilgili örgütle ilintili herhangi bir vurgu yapmadan insanları tahrik etmek için yapılan sevinç gösterileri ne olacak? Bu yapılan alçaklıklar yapanın yanına kâr mı kalacak?

Eğer olur da yargılanmaya alınsa bile “canım sıkıldı yaptım” demesi ile hiçbir sürecin yaşanmayacağını biliyor olmanın verdiği rahatlıkla yapılan bu tahrikler için bir şey yapılamaz mı? Örgüt propagandacılarının “Hem propagandamızı yaptık hem de doğrudan örgüt ile ilintili şeyler kullanmadığınız için elinizi kolunuzu bağladık” alçaklığını aşamaz mıyız?

Elbette aşabiliriz. Madem örgütle alakalı bir şey kullanmadılar ama yaptıkları şeyi neden yaptıklarını da sonuna kadar hissettirdiler. Vermek istedikleri rahatsızlığı da verdiler. O zaman biz de hislere daha doğrusu “genel kanıya” bakarız. Kimlerin kanısı bu? Örneğin hakimler heyetinin…  

Bu konuda gelecek başvurular için özel bir hakimler heyeti oluşturulur. Ve doğrudan alenen delil olmadığı ama hemen herkesin neyin ne olduğunu bildiği konu ile ilgili heyetin genel kanısı dikkate alınır. Heyetin salt çoğunluğu “Evet bu yapılan şey terör örgütü propagandasıdır” derse, karar Cumhurbaşkanı (ya da Başbakan), Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanının bulunduğu 3’lü heyete gönderilir. Üçü de onaylarsa yapılan şeyin terör örgütü propagandası olduğu kabul edilir. Akabinde ilgili eylemle ilgili neden bu sonuca ulaşıldığına dair gerekçeli karar halka açıklanır ve cezalandırma süreci başlar.

Peki cezalandırma olarak ne yapılacak?

Alenen propaganda suçunda ne yapılıyorsa aynısı yapılacak.

(Tamamen terör örgütlerinin kullandığı genel jargona uygun olarak yazıyorum. Onun için terör örgütü sempatizanlarından tam destek bekliyorum.)

1. Mülksüzleştirilecekler.

Mülk hırsızlıktı, değil mi?

Güzel. Mal varlıklarına el konularak mülksüzleştirilecekler.

Mülkten kurtuluyorsunuz. Süper değil mi?

Daha bitmedi.

2. Öz benliklerine(?) geri dönecekler(?) (Ne demekse)

Öz benliğinize(?) geri dönmek(?) istiyordunuz değil mi?

Güzel. Vatandaşlıktan da çıkarılıyorsunuz.

Sevinç çığlıklarınızı duyuyorum ama hepsi bu kadar değil.

3. Dağa çıkarılacaklar.

“Dağlara gel, dağlara” diye şarkılar söylüyordunuz değil mi?

Güzel. Dağlara doğru sınır dışı edileceksiniz. Artık mağaralarda komünal, bölüşümcü bir hayat yaşayabileceksiniz. Tabii bölüşeceğiniz şey ne olacak o da artık sizin probleminiz.

Bitti. Şimdi rahatça sevinç çığlıklarınızı haykırabilirsiniz. Her şey sizin istediğiniz gibi oluyor. Sizler mülkten, vatandaşlıktan ve şehir hayatından kurtuluyorsunuz. E şerefi ile namusu ile yaşamak isteyen insanlar da sizden kurtuluyor.

Not: Bu yazıyı muhtemelen “Terörle Mücadele Yasası ve Yasal Hırsızlık” yazısının içine entegre edeceğim ama bir süre böyle müstakil bir yazı olarak kalsın.