14 Aralık 2013 Cumartesi

İslam'da Şekilcilik: Tevbe - 18

Hemen her cami yardımlaşma derneğinde yazılı büyük bir levhası bulunan ve camilere yardım toplarken de sık sık vurgulanan Tevbe 18 üzerinden kısaca açıklamaya çalışayım İslam'da şekilcilik meselesini.

Allah buyuruyor ki:

Tevbe 18. Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.
Bu hali ile bu ayet mealinden ne anlaşılıyor? Parayı ver, "Allah'a ve ahiret gününe iman etmiş olma, Allah'tan başkasından korkmama..." sıfatlarını kap. Değil mi?

Hatta, şöyle olsun, hayatın boyunca gayet kuralsızca yaşa, hesabında nasıl elde ettiğin belli olmayan da yüklü bir miktarda para olsun, önemli değil; yaşlanınca yaptır bir cami, bitti gitti. Ayette de öyle söylüyor zaten. Değil mi?!

Değil.

Olay şöyle gerçekleşiyor. Mekkeli müşrikler, Kabe'yi tamir etmeye kalkışıyorlar. Ve ediyorlar da... Bu durum üzerine, önce, Tevbe 18'deki ifadeyi tersten okumamız gerektiğini anladığımız Tevbe 17 ayeti geliyor ve Allah buyuruyor ki:
Tevbe 17. Allah’a ortak koşanların, inkârlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedî kalacaklardır.
ve hemen akabinde ise, Tevbe 18:
Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.
Yani, sizde ahiret gününe iman, namazı dosdoğru kılma(yani ibadetini salih bir şekilde yapma), Allah'tan başkasından korkmama sıfatları yoksa, bu durumda değilseniz; ne olursa olsun "şekilsel olarak" yaptığınız şeylerin hiçbir kıymeti yok demektir. Ne acıdır ki, -lafzen-, söylenilen haller, sıfatlar yoksa, yaptığınız şeyler boşunadır, diyen ayet, "yardım et, sıfatı al" şeklinde kullanılır olmuş. Gerçekten çok ilginç. Anlamı çarpıtılan, istismar edilen birçok ayete şahit oldum da; kastettiği şeyin tam zıttı için kullanılma, bu ayet için tek olsa gerek.

"İslam'da şekilcilik yoktur". Ne denmeye çalışılıyor? Şekilcilikten kastedilen, insanın çok meyilli olduğu asıl sorumluluklarından kaçma ve kolaycılığıdır. O zaman "İslam'da şekilcilik yoktur" ifadesinin daha anlaşılır hali, "şekilciliğin Allah katında bir kıymeti yoktur" şeklinde olmalıdır. Kolaycılığa kaçarak kendimizden başka kandırdığımız kimse yoktur. Tevbe 17-18 üzerinden anlatılan mesele, İslamiyet'te bulunan her emre, ibadete uyarlanabilir. Allah'a yönelişin hukuku açısından belli başlı kurallara, ritüellere uyarız ama asla bu ritüeller, özün önüne geçemez, yerini de alamaz. Tevbe Suresinin 17. ve 18. ayetleri bunun delilidir.(Allahualem)

29 Kasım 2013 Cuma

Devrim Dersleri - 1: Matematiğin Temelleri

Devrimcilik...

Bazı insanların ne kadar kolay kullandığı bir sıfat olmuş devrimcilik. Kendisini ya da örgütlü ise grubunu bu sıfatla anan bu kadar çok insan olduğunu görünce gerçekten hayret ediyorum. Hayret ediyorum, devrimin ne demek olduğunu biliyor olsa, böylesi bir cesareti kolay kolay gösteremez bir insan çünkü.

Devrim: İnsanların hiç bilmediği, yada tamamen yanlış bildiği şeyleri gösterme faaliyetidir.

Devrimci: Devrim yapabilecek bilgi birikime ulaşmış insan demektir.

Ne kadar ağır tanımlar...

Devrimcilik, bir insanın kendi kendisine takacağı veya kendisini bu şekilde ifade edeceği bir sıfat olamaz. Yani, çok büyük bir sorumluluğu alma demek olan, çok çok uzun yıllar kafa yorma sürecini de içinde barındıran -çünkü hiç bilinmeyen ya da tamamen yanlış bilineni bulmak gerekiyor-, üstelik sürecin sonunda da -dünyevi- her şeyini kaybedebilmeyi göze almış olmayı da gösteren bu sıfatı biz kendi kendimize takmayacağız. Biz çalışmalarımızı yapıp, sorumluluk alarak yaptıklarımızı insanların istifadesine sunacağız yani devrim için teşebbüslerde bulunacağız. Eğer başarmışsak devrimci sıfatı bizi bulur zaten. Ama bu ne cesarettir ki, hiçbir teşebbüste bulunmadan, insanlar kendi kendisine bu devasa sıfatı yakıştırabiliyorlar. Sanıyorum, devrim ve devrimciliğin siyasi jargona ait -belki alelade- bir tanımlama olduğunu zannediyorlar da, üstüne almaya kalkacak insanı, -eğer bir şeyler ortaya koymamışsa- ezip geçebilecek böyle bir sıfatı hiç sorun etmeden kullanabiliyorlar.

Sen yapabiliyorsan, -ki yapabilecek durumdasın da yapmıyorsan zaten büyük vebal taşırsın- insanlara yeni şeyler göster. Yanlışlarını düzelt. Elbette insanlar sana çabanın sonunda o sıfatı yakıştıracaklardır, o en kolayı. Yeter ki aklını, vaktini, hayatını insanların yararına harca, yepyeni keşiflerle insanların karşısına çıkmış ol. Ama öbür türlü, tüm bunlar, sorumluluk almanın o koca yükü zor gelmiş de yine kendine devrimci sıfatını yakıştırabiliyorsa bir insan, o zaman bu cesareti ancak cehaletinden kaynaklanıyor demektir. 

Tabii, bu işin püf noktası da o ya: Önemli olanın sıfatlar değil, faaliyetler olduğu bilincinde değilsek, aklımız kapanmış demektir. O zaman keşif yolları yani devrim yolları da kapalı olacak demektir. Yani süreç başlamadan bitmiş demektir.


Dört işlem Matematiğin, -her işlemin teker teker tanımı yapılarak- aslında beş işlem olduğunu ve bu yeni 5 işlem Matematik kavramı üzerinden, tüm alt dalları ile birlikte, matematiğin, evrenin işleyişini nasıl ifade ettiğini, geniş bir matematik ağacı çıkarılarak anlatan Devrim Dersleri serisinin ilk çalışması: Matematiğin Temelleri aşağıdadır.

Yaklaşık bir saatlik, matematiği anlamlandırma çabası, yukarıdaki ifadelerle, ilk devrim teşebbüsüm.

Bağlantı Adresi: https://www.youtube.com/watch?v=YV9zu4iEaSQ

Yararlanılan kaynaklar:

1. Understanding Digital Signal Processing (2nd Edition), Richard G. Lyons, Prentice Hall
2. Who Is Fourier? A Mathematical Adventure 2nd Edition, Transnational College of Lex
3. Wikipedia

25 Ağustos 2013 Pazar

Devrim Derslerine Giriş

Bir insan tanımını bilmediği şeyin nasıl mücadelesini verebilir?

Üzerine şiirler, şarkılar yazılan, tarih içinde defalarca uğruna kavgaların edildiği söylenen 'özgürlük' kavramından bahsediyorum.

Şimdi, şu an, bizden özgürlüğün tanımını yapmamız istenseydi ne derdik? Bir düşünelim, ne geliyor aklımıza, ne diyebilirdik tanımı için.

İstemiyor muyuz düşünmek, aklımızı kullanmak zor mu geliyor? Tamam, öyle olsun, bak elimizin altında internet ve dolayısıyla sayısız kaynak var. Oralardan bakabiliriz.

Sayısız kaynak var ama bunların hangilerine bakmamız gerekiyor, özgürlüğün tanımını alabilmek için?

Sözlüklere başvurabiliriz diyecekseniz eğer, kötü bir haberim var, ne TDK ne de çeşitli İngilizce sözlükler(Cambridge, Oxford) doğru tanımını yapabilmiş değil, özgürlüğün. Daha doğrusu, herhangi bir tanım dahi yapabilmiş değiller. TDK şöyle diyor:

Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbestî
Bu ne demek, neyin tanımı, yukarıdaki ifadenin nasıl gerçekliği olur, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu nasıl gerçekleşir? Bu tanımdan, gerçekçi bir anlam çıkarılabilmek pek mümkün gözükmüyor. Mesela, en basitinden, yaşamak için oksijene bağlı olman bile bir kısıtlamadır senin için, ki, o zaman bu bağlamda, bu tanıma bağlı kalırsak özgürlük diye bir gerçekliğin olması zaten mümkün değildir.

"Dünya üzerindeki referans sözlüklerin dahi tanımlayamadığı şeyi başkaları nasıl tanımlayacak" demeden biraz daha araştırabilirsiniz internetten, tutarlı mantıklı tanımını bulabilmek için. Ama sonucun değişeceğinden çok umutlu olmayın.

Düşünebiliyor musunuz, herkesin hayatında binlerce defa duyduğu bir kelimenin, hatta insanların uğruna mücadele ettiğini iddia ettiği ve hatta bu mücadele esnasında can bile verildiğini iddia ettiği bir kavramın daha henüz tanımı yapılmış değil ve kimse de bu durumdan rahatsız da değil.

Biraz daha sorgulayalım...

Özgürlüğü için, özgürlük mücadelesi için öldüğü söylenen insanlar deniyor diyorum ya, sorumuzu bir de bu iddia üzerinden tekrardan sormaya çalışalım o zaman: Neden özgürlük mücadelesi yapmaya kalkmıştı ki bu insanlar? Neyi eksikti? Neyi yapacaktı ama yapamıyordu o anda ki bunun sonucunda mücadeleye(!) başlamıştı.

"Şunu yapamıyordu, ama, eğer ki -iddia edilen mücadelesini- başarmış olsaydı, şunu yapmaya başlayacaktı" diyeceğiniz ne var?

Dünya üzerinde, özgürlük mücadelesi verdiği iddia edilen kişiler için, bu soruları sorduğunuzda ne cevaplar alıyorsunuz?

Acaba insanlar başka şeyin mücadelesini yapıyor da adına özgürlük mü diyor?

Nedir özgürlüğün tanımı?

Not: Devrim Dersleri hazırlıyorum bir süredir. Daha henüz tamamlayabilmiş değilim.

İşlenecek konular, boyutları ve şu ana kadarki geldiğim nokta hakkında bilgi vereyim bu giriş bölümünde:
(Boyut için ölçek: Kısa - Orta - Uzun - Çok Uzun - Çok Çok Uzun)

1. DERS:
İsmi: Devrim Dersleri - 1: Matematiğin Temelleri
Boyut: Kısa - 5 ana başlık.
Durumu: %95'i hazır.

2. DERS:
İsmi: Devrim Dersleri - 2: Polymorphism Morpheus, Polymorphism
Boyut: Çok Uzun - 22 ana başlık. 100'e yakın alt başlık.
Durumu: %85'i hazır.

3. DERS:
İsmi: Devrim Dersleri - 3: İşletim Sistemi Mimarisi
Boyut: Çok Çok Uzun - 7 ana başlık. 100'e yakın alt başlık.
Durumu: %80'i hazır.

4. DERS:
İsmi: (İsmini belirlemedim henüz)
Boyut: Orta - 2 ana başlık.
Durumu: Hazır.

İlk etapta planladıklarım bunlar(ana ve alt başlık sayıları değişebilir), bundan sonrası da var da şu dördünün altından kalkalım ve 4. derste de özgürlüğün tanımını yapalım inşallah ondan sonrasını daha sonra planlarız.
Neyse...
Siz özgürlüğün tanımını düşünürken ben şu dersleri bitireyim.