|
Bu yazıyı insanlığa faydası dokunacak hizmetler yapmadığı -ki aslında bu da şart
değil, zararı dokunmasa yeter-, ilim öğrenmenin, meseleleri anlamanın zorluğuna
katlanmadığı hali ile kendisine devamlı olarak aydın, çağdaş, ilerici, âlim ya da Allah dostu gibi sıfatlar yakıştıran ve yakıştırılan insanlara hitaben yazıyorum. Aldananın hep başkası
olduğu ama kendisinin doğru yolda olduğunu sananlara… Kendi hayal dünyasında,
başkalarına kötü olma rolü biçip, kendisine iyiliği, belki kahramanlığı
biçenlere... Geri kalmışlığın nedenleri, kaybedişimizin nedenleri hep başkaları
üzerindedir diye kabul etmiş hiç üzerine alınmayan âlimimiz, ilericimiz,
aydınımıza... Kompleks Sayı nedir?(50 PUAN) Rus bilim adamları sorarmış bu soruyu öğrencilerine.
Hoş bu soruyu içeren bir sınavdan bizim mühendislik fakültelerinde okuyan kaç kişi
geçer o muallakta. Ama %92-96 arasında değişeceğini tahmin ediyorum başarısızlığın.
İşin daha da kötüsü bu soruya verebilecek “ya i^2 = -1 iste” tanımından başka hiçbir
cevabi olmayacak kaç tane akademisyen mevcut acaba mühendislik fakültelerinde? Kompleks sayıların tarihi belli değil, kimin ilk düşündüğü de muallakta ama her şey Euler ile başladı diyebiliriz. Ne kadar ilginç değil mi; kompleks sayıların tarihi yüzlerce yıl öncesine dayanıyor ama hala daha Kompleks sayının ne olduğunu tam olarak biliyor değiliz ve bu halimizle diploma almaya devam ediyoruz. Euler öyle bir denklem bulmuş ki bu denklemden faydalanarak Laplasın geliştirdiği dönüşüm ardından Laplasın dönüşümünü modifiye eden Fourier bizim kaybedişimizin başlangıç noktası olmuş. Kompleks sayılara ya da dönüşümlerle ilgili teknik bilgi bu makalenin içeriği olmasa da çok yalın bir şekilde bu adamların neyi tasarladığını ve tasarladıkları şeyin nelere temel teşkil ettiğini göstermek için biraz bilgi vermekte fayda var. Kompleks sayılar 2 boyut içerir onun için adi komplekstir zaten. ”Karmaşık” diye Türkçe çevirisi bu işin vahametini ortaya koymaktadır. Daha kompleks sayının adını bile koyamamışız. Kompleks sayılar bize 2 boyutlu çözüm sunarlar. Daha doğrusu kompleks sayının diğer sayılardan farkı onun nicelik değil konum belirtmesidir. Konum belirtmek önemlidir. Çünkü bu artık denklem çözerken skalar çözüm yapmak yerine vektörel çözüm yapabileceğimiz anlamına geliyor. İşte Laplace, fonksiyonları kompleks düzleme taşıyarak fonksiyonların çok daha kolay çözüleceğini göstermiş ayrıca Laplace’ın dönüşümünü şekillendiren Fourier’in dönüşümü ile birçok şeyden oluşan fonksiyonları o çok şeylerin sıklığını gösteren bir fonksiyona dönüştürebilmeyi sağlamıştır. Bu yazılanlar sizin için bir anlam ifade etmiyorsa söyle düşünebilirsiniz. Mühendisliğin temeli kompleks analizdir ve kompleks analizin temeli kompleks sayılar ve bunların babaları ise yukarda saydığım Euler, Laplace ve Fourier’dir. Mühendisliğin temelini daha doğrusu mühendislik çözümünün temelinin mantığını kafasında oluşturamamış insanlar ile neyi üretebilir, neyi tasarlayabilirdik ki? Bu bizim tarihte ve geri kalmışlığımızın tarihinde kaçırdığımız ilk trendi. Mühendislik üretiminin matematiksel temelleri bizde yoktu dolayısıyla tasarlayamadık, üretemedik ve hala daha tasarlamaktan ve üretmekten uzağız. 2-) Sanayi Devrimi Newton ile başlayan, Maxwell ile devam eden, 1900’lü yılların başında Kuantum Fiziğinin keşfi ile doruğa çıkan –daha ismini söylemediğimiz çok saygın onlarca bilim adamı ve matematikçinin keşiflerini yayınladıkları- evreninin işleyişini keşfetme süreci batıda sanayi devrimini beraberinde getirmişti. Makineleşme, elektriğin mühendislik uygulamaları, yapılaşma ve şehirleşme ile batı medeniyetinin temelleri atılırken, doğu ne yazık ki yerinde sayıyordu. 3-) Yarıiletken Teknolojisi (Koşul ve mantığın benzetimi) Yukarıda saydığım bu 2 temel olaydan sonra batıda 2 bilim adamı koşul oluşturabilecek bir yapı, bir malzeme üretmeyi başarmışlardı. Doğada yalnızca döngü vardır. Koşul oluşturmak, oluşan koşullara göre secim yapmak, karar vermek bizim beynimize hastır. İşte bunu bir malzemeye yaptırabilmek( p-n-p eklemi), doğaya koşul eklemek, karar verebilme yeteneğine sahip bir mekanizma oluşturmak demekti. Bu konuda da teknik detay vermenin anlamı yok bu konu için ama biraz bahsedeyim. Bu adamların bulduğu şey en yalın hali ile şöyle çalışır. Malzemenin ortasından akim gelir ise (-se’ye dikkat) üstteki akim transistörden geçer. Gelir ise(if)… İste adamlar karar verme yeteneği olabilecek, programlanabilecek, geliştirilebilecek(programlama vasıtası ile) bir malzeme bulmuşlar ve hemen üretmeye başlamışlar ve sanayideki her şeyi buna entegre etmeye başlamışlar. Tırnağınız kadarlık yere bunlardan 500 milyon tane yerleştirerek ve bunu üretecek teknolojiyi geliştirerek ve bu gelişim sürecine paralel olarak yazılım teknolojilerini de geliştirerek öyle bir pazar oluşturmuşlar ki dünyanın en büyük 2 firmasını çıkarmış bu süreç. Hatta tek başına bu teknoloji silikon vadisini (Kaliforniya\Amerika) çıkarmış. Ve Kaliforniya tek başına bir ülke olsa dünyanın en güçlü 4. ülkesi olacak kadar büyük güç kazandırmış batıya. 4-) Kitap Okuma Haftası Ne alaka acaba?
Kitap okumanın amaç olarak algılandığı bir coğrafyadayız. Kitap okumak ile
harf seslendirmenin ayni şeyler olduğuna inanılan bir coğrafyadayız. Kitap okumanın
bir amaç değil hedeflerinize ulaşmadaki bir araç olduğunu anlatmak zor. Bilgiye
ulaşmak için bir araç. Hele ki öyle hayatta hedefleri yoksa adamın, hiç
olmamışsa nasıl anlatacaksın ki bu durumu? Hedefsiz, amaçsız bir insan niye
kitap okur ki? Harf seslendirmek yeterli oluyor mu? Eğitim sistemi ezberciymiş. Daha problemin adını koyamıyorlar çünkü problem kendilerinde, farkında değiller. İşte bu farkında olamayan insanlara karsı o kadar sinirliyim ki… Sinirliyim çünkü kendilerine sıfat takıp duruyorlar. Sen ortaya insanların faydasına dokunacak düzgün bir şeyler koymayı başar. O güzel sıfatlar seni bulur zaten. Ezberci eğitim değil amaçsız eğitim. Kitap okuma haftasıymış. Kitap okumanın yozlaşması... Ne için yapıldığının unutulması... Harf seslendirmenin yeterli olduğunun sanılması… İşte bu 4 neden etrafında toplanmış yaşanan süreçler, zaman kayıpları doğunun geri kalmışlığının sebepleridir ne yazık ki... |
5 Mart 2007 Pazartesi
Geri Kalmışlığın Nedenleri ve Tarihi
Kaydol:
Kayıt Yorumları
(
Atom
)
0 comments :
Yorum Gönder